
Bir kıyı yerleşmesi olan Dikili, Karadağ yarımadası üzerinde yer alır. Çandarlı da aynı yarımadada Dikili'ye bağlı bir kasabadır. Dikili, Bademli, Denizköy (Hasanağa) ve Çandarlı sahil ve plaj uzunluğu 42 kilometreyi bulur.
Salihleraltı'ndan başlayarak Bademli'ye kadar 20 km, Çandarlı 22 km dir. Dikili; ilk çağlardan bu yana birçok ulusa ev sahipliği yapmış, milyonlarca insan da bu topraklardan gelip geçmiştir. Bastığınız her karış toprakta bu insanlara ait izleri görmek mümkün.
Avrupa'dan Anadolu'ya, Anadolu'dan Avrupa’ya gidip gelen kavimler hep Aterneus (Dikili) çevresinden geçmişler, Batı uygarlığının doğduğu yer olan Anadolu'dan bilimi ve sanatı Avrupa'ya taşımışlardır. Misyalı, Persli, Lidyalı, Makedonyalı, Romalı ve Yunanlı gibi değişik uluslar Dikili'nin havasını teneffüs etmiş, Osmanlı beyleri çiftlik, Yunanlılar köy, Yörük ve Türkmen aşiretleri de çadır kurarak Dikili'nin tarihsel dokusunu ve kültürünü oluşturmuşlardır.
İlkçağı konu alan Mysia ve Eolianın anlatıldığı tüm kaynaklarda Dikili'nin kuzey doğusunda kurulduğu belirtilen tarihi ATERNEUS kenti Ege denizinin kıyısında gösterilmektedir. Bugün “Ağıltepe” adı verilen bu bölge kıyıdan 3 km içerdedir. Günümüzde bu alan geniş bir ova ile kaplıdır. Heredot tarihi ve diğer yazılı kaynaklardan 4-5 bin yıl önce Ege denizinin Bergama'ya hatta Somaya kadar uzandığı, bugün Dikili'nin batısını kaplayan Ege Denizinin ise bir kara parçası olduğu anlaşılmaktadır.
Egeit adı verilen bu kara parçası, bugünkü Anadolu ve Yunanistan yarımadalarını birbirine bağlıyordu. Dördüncü jeolojik zamanın sonlarinda Plyossen döneminde meydana gelen tektonik hareketler sonucunda bu kara parçası çökmüş, meydana gelen boşluğu Akdenizin suları doldurarak Ege denizini oluşturmuştur.
Heredotun Aigais Patnos olarak adlandırdığı bu denize, Fransızlar Atina kralı Aigaios tan dolayı “Egéé” demişler ve dilimize de “Ege” olarak geçmiştir. Yükselti olarak kalan bölgeler deniz içinde yüzlerce ada ve karada birçok tepe oluşturmuştur. Arkeolojik bulgular Dikili'nin M.Ö 5000 - 4000 yıllarına kadar uzanan geçmişi olduğunu kanıtlamaktadır. İlk yerleşim yerlerinden Ağıltepe (Kaletepe)'de yapılan kazılardan Akaların yaşadığı ve bu bölgeye de Aterneus denildiği saptanmıştır. Eoılılerin Dikili toprakları üzerinde Aterneus, Pytani, Astria, Teutronia gibi kentleri ve siteleri bulunduğu arkeolojik çalışmalardan anlaşılmıştır. ılk çağlarda Lidyalılar, İranlılar, Frikya ve Mysialılar daha sonra Romalıların eline geçmiştir. Roma ikiye bölününce Dikili Bizanslıların hakimiyetine geçmiştir.
Yeni Dikili tarihi, Selçuk boylarından Karaosmanoğlu'nun beylik zeytinliğinin bulunduğu yerde çiftlik kurup burada dikmelik yetiştirmesi ile başlamıştır. Önceleri Dikmelik olarak geçen isim daha sonra Dikili haline gelmiştir. Karaosmanoğlu ayrıca bugünkü pazar yerinin yanında da çiftlik kurmuş, bölgede hayvancılıkla geçinenleri burada toplayarak küçük bir köy haline gelmesini sağlamıştır.
Nüfus kayıtlarına göre en eski Dikili'linin doğum tarihi 1848'dir. Buna göre Dikili'nin bugünkü yaşının yaklaşık 150 olduğunu söyleyebiliriz.
Selçukluların bölgeyi ele geçirdikten sonra, uzun süre Türk ve Osmanlı hakimiyetinde kalmış, 1919-1922 yılları arasında Yunanlıların işgali altına giren Dikili, 14 Eylül 1922'de düşman işgalinden kurtarılmıştır. 1923'de belediyelik, 19 Ekim 1928 de ilçe olmuştur.
"Dikili ve Dikili’de yapılacaklar için buradan ahkam kesmek, buradan bir kalkınma planı yaratmak zor gözüküyor. Dikili’de olmak isterdim şimdi diye başlayan bir yazı yazabilirim ancak ve sahilde olup her geçen bir gün için denize bir taş daha atıp seyretmek isterdim ufku diye devam ettirebilirdim hatta şimdi akşam, karanlık yani ayın ısığı da olmasa: karanlık.
Denize düşen yakamoz olan diye yakamoza bakarkenki düşündüklerimle bitirebilirim sadece; yok neymiş efendim nasıl bir ışık bütünü alıp götürür beni bir yerlere ben burada olmak isterken delicesine, ciğerlerim buranın kokusuna böyle muhtaç, sersefilken.
Ya da başka bir yazı dökülür belki kalemimden, yürümeliydim şimdi Dikili’de diye başlayan, alabildiğine devam eden ama alabildiğine yürüdüğümü anlatan, yürürken gözlerimin gördüğü alabildiğince güzelliği yazıya yansıtan ve bir dünya güzelliği de kesin kaçırmışımdır diye hayıflanan bir yazı. Kendi kendime laf atardım birilerine işte, ‘sen neymişsin be Dikili’ diye dedirten.
Mesela “Ben şu zeytin ağaçlarından biri olsaydım keşke” diye iç geçirerek Nazım’a göndermeler yapardım “ne işin var denizin üstündeki karıncaların kalamarları ağlarına aldığını her gün görmek varken, bu güç kuvvet varken bu mavinin üstündeki karıncalarda, ya da akşam üstünün sülietini gecenin yakamozuna sabah tekrar almak üzere bıraktığı tek yeri seyreylemek, bu saf mavi güzellik dururken Gülhane Parkı’nda, hem de ceviz ağacı?!” diye bıyıklarımın altından gülen."
Bademli Köyü Hakkında
Bademli zeytinağaçları,turkuaz rengi denizi,henüz bakirliğini koruyan koyları ve tertemiz havasıyla her köşesi gezilip, görülesi bir köy.. adeta cennetten bir köşe..
Köy mimarisinde taş evler dikkat çekiyor.Ve yanı sıra tabi ki adeta Ege köylerinin simgesi olmuş beyaz kireç badanalı evler..
Bademli'de görülebilecek yerlerin başında Killik Koyu,Ilıca Bölgesi,İskele,Hayıtlı Koyu gelir.Dikili'ye 7 km mesafededir ve düzenli olarak çalışan minibüsler ile ulaşımı sağlanmaktadır.
Bademli'ye yakın sayılabilecek yerler arasında bulunan Bergama da görülmeye değer.Dikili otogarından düzenli olarak yapılan seferlerle Bergama'ya ulaşmak mümkün.Mysia bölgesinin önemli kentlerinden olan Bergama (Pergamon), akropolün bulunduğu tepenin eteklerinden başlayarak ovaya doğru yayılmıştır.Hem genel anlamda şehirdeki tarihi doku,hem de Bergama Müzesi görülmeye değer yerlerdendir.

|
Karadağ eteklerine kurulan Bademli köyüne ilk yerleşenler, göçebe halinde yaşayan Oğuz Türkleridir.Kaan ve Hardal aşiretlerine mensupturlar.“Eski Elbedir” adı verilen ilk yerleşim yeri bugünkü köyün doğusunda “Kocaçitlenbik” mevkiindedir.1890 yıllarında da “Kışla” mevkiine yerleşmeye başlamışlardır.Bu sıralarda “Ancanos” isimli bir Rum da bugünkü köyün bulunduğu yere gelerek ev yapmış. Zamanla Rumlar çoğalmaya başlamış.Kışla mevkiindeki Türkler de aşağı gelerek ev yapmaya başlamışlardır. Yunanlıların 15 Mayıs 1919’da İzmir’e asker çıkarmaları üzerine Bademli de işgale uğramıştır.Düşman işgalinden 15 Eylül 1922’de Türk Süvari Birlikleri gelerek kurtulmuştur. Köydeki Rumlar Midilli’ye kaçmışlardır.Kurtuluş Savaşı’ndan önce “Ancanos” olan köyün adı, çevrede çok sayıda badem ağaçlarının bulunması nedeniyle “Bademli” olarak değiştirilmiştir.
|
İzmir ilinin büyük köylerinden biri olup Dikili ilçe merkezinden 7 km uzaklıktadır .Tarihsel birikimi, doğal güzellikleri, verimli topraklarıyla Bademli, Ege’nin henüz keşfedilmemiş saklı cennetidir…
ILICA |
 |
Ilıca olarak bilinen bölge, volkanik bir yapıya sahip Karadağ'ın eteklerinde bulunan Bademli köyünün görülmesi gereken yerlerindendir. |
|

Bademli köyünü süsleyen Kalem ve Garip adalarına antikçağda Anginnsai adaları denilmekte idi. |
Killik

Eşsiz bir güzelliğe sahip olan Killik koyu,antikçağda liman olarak kullanılıyordu. M.Ö.191'de Roma donanması burada konaklamıştır.
  Kaynak:Dikilibademli.Com'a
teşekkürler !! |
Dikili kaplıcaları her derde deva şifalı sularıyla yaz kış turistlerin akınına uğruyor.
Cennetten bir köşe
Dikili kaplıcaları her derde deva şifalı sularıyla yaz kış turistlerin akınına uğruyor.
Çamur Ilıcası:
Dikili'den Bergama yönünde 4 km. yol aldıktan sonra sağa iniyor ve toprak yoldan 2 km. daha gidiyorsunuz. Ilıca çamur banyosu yapıldığı için bu adla anılıyor. Su sıcaklığı 47 derece olup, kaynakta 72 derecedir. İçerisinde erimiş silisyum ve birçok mineral bulunur. Ege'nin batıya açılan bir başka kapısı Dikili, turizmi, termal kaplıcaları, halıcılık ve tarımıyla kendisinden söz ettiriyor. İzmir'in kuzeyinde Marda Çayı'ndan Bakırçay'a uzanan 45 km boyunca kum plajlarla kaplı kıyı şeridi, çevresini saran Çandarlı Kalesi, Bademli köyünün tarihi ve doğal güzelliği, Merdivenli ve Denizköy'deki krater gölleri, tarihi mağara ve ormanları ile Ege'nin incilerinden biri olma özelliğine de sahip. İlk arkeolojik bilgilere göre M.Ö. 5000-4000 yıllarına kadar uzanan bir geçmişe sahip Dikili, tarihe de ışık tutuyor. En fazla oksijen, en az nem oranına sahip havası, büyük kentlere yakınlığı ve ulaşım kolaylığı, dinlenme ve kaplıca turizmi nedeniyle ilçe; başta emekliler, yazlıkçılar olmak üzere turistlerin büyük ilgisini çekiyor.
Nebiler Kaplıcası:
Dikili'den Ayvalık yönünde 12 km. gittikten sonra sağa dönülerek 4 km. daha gitmeniz gerekiyor. Kaplıca, çınar ağaçlarının gölgesinde kubbeli hamamı ve dinlenme kabinleri ile oldukça sakin bir yer. Hamam bölümünde sıcaklık 57 derece, açık kaynakta 53 derece. Kaplıca 1939 yılında gerçekleşen deprem yüzünden bütün kaynaklarını kaybetmiş. Fakat bunun yerine farklı yerlerde farklı kaynaklar açılmasına sebep olmuş. Kaynaklardan bir tanesi toprağa karışarak şifalı bir çamura dönüşmüş.
Kaynarca: Dikili'den çıkıp Bergama'ya giderken, hemen hemen yolu yarıladığınızda sağda tarafta yer alıyor. Burası söylentilere de konu olan ünlü Kaynarca. Su sıcaklığı kaynama ve buharlaşma noktası olan 100 dereceyi buluyor.
Bademli Deniz Ilıcası:
Bademli'den Denizköy'e giderken 3 km. yol aldıktan sonra asfalt yoldan sağa dönüp, toprak yoldan denize ineceksiniz. Burada yazkış hem denize hem ılıcaya girebilirsiniz. Bademli Ilıcası'nın kaynak sıcaklığı 65 derece, deniz ve açık kaynar sıcaklığı ise 42 derece civarındadır.
Kocaoba Ilıcası:
Dikili'den çıkıp Bergama yönünde anayola girer girmez sola dönmeniz gerekir. Bu ılıcanın su sıcaklığı 45-56 derece arasındadır.
DİKİLİ SAĞLIK TURİZMİNİN YÜKSELEN YILDIZI OLACAK
Tarihin ilk çağlarından beri insanlığa şifa dağıtan bu coğrafyalar yüzyıllar sonra tekrar şifanın ve sağlığa kavuşmanın önemli bir adresi oluyor.
Termal Turizm Bölgesi içinde yer alan Dikili yeni bir tesise daha kavuşuyor. Turizmin en güzel yanı belki de dışarıdan gelen konuklarımız için yapılan tesislerin bölge insanı içinde yaşamsal bir hizmet alanına dönüşüyor olması.
Dikili Belediyesi ve Türkiye Halk Sağlığı Kurumu (T-HASAK) arasında 400 yataklı tam teşekküllü hastahane yapımı için anlaşmaya varıldı.
Dikili Belediyesi ile Türkiye Halk Sağlığı Kurumu arasında imzalanan protokole göre Dikili Belediyesi “İdareci” Türkiye Halk Sağlığı Kurumu “İşletmeci” olacak.
Bölge için büyük önem taşıyan ve termal nitelikte taşıyacak olan hastahanenin yapımı 3 yıl içinde tamamlanıp hizmete girecek.
400 yataklı tam teşekküllü hastahane, 50 yataklı diyaliz merkezi, 500 yataklı transfer oteli, termal kapalı ve açık havuz, otopark, idari ve sosyal tesisler yer alacak.
Dikili Belediye BAşkanı Osman Özgüven: “Hastahane Dikili halkı için önemli bir istihdam kaynağı olacak ve en geç 3 yıl içinde hizmete girecek. Yurtdışından gelecek hastalara bölgemize ve Dikilimize hizmet verecek olan hastahane Dikili halkı için önemli bir gelir kaynağı olacak. Hastahane emekli sandığı, bağkur ve SSK’lı hastalara hizmet vereceği gibi hiç bir sosyal güvencesi olmayanların da güvencesi olacak” dedi. Özgüven; “Dikilimiz için böyle bir tesisin önemini biliyoruz. Bir an önce gerçekleşmesi için elimizden gelen katkıyı koyacağız. Halkımızın böyle bir yatırım için desteği bize güç verecektir. Halkımız her şeyin en iyisine layıktır. Bu gibi projelerimizi geliştirmeye sosyal belediyecilik anlayışımız gereği devam edeceğiz” dedi.